Image

Sıkça Sorulan Sorular

EDT Sağlık Hizmetleri Tic. Ltd. Şti. MORA Teknolojisinin Türkiye ve KKTC’deki tek distribütörüdür.

Bu eğitimlerden ayrı olarak çeşitli dönemlerde Türkiye'deki tüm MORA Terapistlerinin katıldığı geniş katılımlı toplantılar organize etmekteyiz. Yarı eğitim yarı tecrübe paylaşımı olarak yapılandırılan bu toplantılara katılmanızın ilerlemeniz açısından çok değerli olduğunu aklınızda bulundurmalısınız.

Tüm bunlar yanında biorezonansın tarihsel gelişiminde aktif rol oynamış, kendi ekollerini oluşturmuş ve dünyada ün yapmış MORA terapistlerini yılda bir kez Türkiye'ye davet etmekteyiz. Bu kişilerce düzenlenen eğitimlerin Almanya-Mora tarafından sertifikalandırıldığını bilmenizi istiyoruz.

MORA ismi bu tekniğinin yaratıcısı Dr. Franz MOrell ve Eric RAsche'nin soyadlarının baş harflerinin birleşimidir. Dr. Morell, yetmişli yılların ortalarında damadı Elektronik Mühendisi Eric Rasche ile birlikte, vücudun kendi salınımlarını kaydedebilen, analiz edebilen, düzeltebilen ve ardından düzenlenmiş salınımları insan vücuduna geri verebilen bir cihaz geliştirdi.

Bach Çiçekleri, Dr. Edward Bach tarafından duygusal durumlarla ilişkileri tanımlanmış ve duygu durumlara göre sınıflanmış bitkilerin-çiçeklerin homeopatik kürleridir. Bach Çiçekleri tüm dünyada yaygın olarak bilinmekte ve kullanılmaktadır. İçindeki bitki ekstresi bazen hiç kalmayacak kadar seyreltik hale getirilmiş olan (homeopatik) solüsyonlardır.

MORA-Terapi’de Bach çiçekleri frekanslar olarak kullanılır. Sizin için uygun olduğu düşünülen çiçek frekansı MORA yardımıyla vücudunuza yüklenir. Ve aynı anda üretilen homeopatik damla da evde kullanmanız için size verilir.

Uygulamalarda kullanılan frekanslar çip ya da uygun sıvılar üzerinden geçirilir ve bu sıvı ve çipler frekans taşıyıcısı olarak kullanılır.

Homeopatik Sıvı: Genellikle özel oranlarda hazırlanmış serum fizyolojik ve alkol karışımıdır ve dünyada bilinen en iyi frekans taşıyıcısıdır. Tedavinin sonunda, tedaviyi alan kişiye ilaç şeklinde, tedaviyi gün içerisinde vücuda hatırlatması için belli aralıklarda kullanması için verilir. Genel kullanım oranı günde 3-4 kere 2 fıs şeklindedir.

Çip; Yine frekansı özel alaşımı sayesinde üzerinde tutan, metal para büyüklüğünde, göbeğin 4 parmak altına (vücuttaki tüm akupunktur meridyenlerinin ana kesişim noktası olan noktaya) bantla sabitlenen frekans taşıyıcısıdır. Terapinin devamlılığı açısından önemlidir. Terapinin cinsine göre maksimum bir ay ile minimum bir hafta arasında kullanır.

Elektro Homeopati, homeopatik remedy frekanslarının elektronik ortamda yüklü olması ve bu şekilde kullanılmasıdır.

Mora Terapi cihazları homeopatik remedilerin elektronik ortamda frekanslarını kayıtlı tutup, farklı endikasyonlar için kullanabildiği cihazlardır.

Gerek Bach Çiçekleri, gerek Renk Terapileri ve gerekse dünyanın belli başlı ünlü homeopatik ilaç firmalarının ürünlerinin frekans bilgilerinin yüklü olduğu özel test kitler cihazların içerisinde ayrıca terapistlerin kullanımı için mevcuttur.

Homeopati... Homeopati Dr. Hahneman tarafından 200 yıl kadar önce sistematize edilmiş, Avrupa'da ve dünyada yaygın olarak bilinen ve kullanılan değerli bir tamamlayıcı yöntemidir. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dünyada en yaygın olarak kullanılan tamamlayıcı-bütüncül Tıp terapi yöntemidir.

Benzerin Benzerle Tedavisi... Homeopatiyi kısaca bir problemin vücuda alındığında aynı ya da benzer bir probleme yol açan bir madde-bitki vs. ile giderilmesi olarak tanımlamak mümkündür. Homeopatide X semptomunu yaratan madde yine X semptomunu ortadan kaldırmak amacıyla kullanılır; ancak maddenin kendisi yerine içinde hiç madde kalmayacak şekilde seyreltilmiş tentürleri kullanılır.

MORA Renk Terapileri, MORA-Terapi için başvuran her kişi ve her durum için standart olarak mutlaka kullanılmaktadır. Uygulama genel olarak el ve ayak elektrotlarından tüm vücuda renk terapisinin verilmesi şeklinde olsa da özel durumlarda, özel BlueMag elektrodu ile lokal bölgeler üzerine de uygulanabilmektedir.

Renk Terapisinde kullanılan renkler endikasyona uygun olarak seçilir ve 20 veya 30 dakikalık uygulamalarla vücudun fizksel alanına ve enerji sistemine verilir.

Uygulama sırasında ne kişinin kendisi ne terapist renk görür. Renkler bilgisayar ortamından alınan homeopatik frekanslar şeklinde kullanılır. Renk terapileri ya da Mora Renk Terapisi biorezonans sistemleri içerisinde şimdiye kadar geliştirilmiş en etkili biorezonans uygulama şeklidir.

Renklerin vücudun enerji sistemi üzerindeki etkileri tamamlayıcı tıp kültüründe uzun zamandır bilinmektedir. Ancak MORA Renk Terapileri ile gelinen nokta tahmin edilenin çok ötesindedir. Yeni nesil renk tedavileriyle biorezonansta şimdiye kadar alınan yoldan kat kat daha fazla yol kat edilmiş durumdadır.

Teknolojinin Gelişimi: Renklerin biorezonansla birlikte kullanımındaki yeni ve devrimsel nitelikteki düşünce ilk kez 2006 yılında Avustralya'dan Dr. Gruba tarafından önerilmiş ve kendi klinik çalışmalarının ışığında tüm dünya doktorlarıyla buluşturulmuştur.

Bu teknolojinin ayırıcı özelliği, bu işlem sırasında sinyalin çok yüksek amplifikasyonda güçlendirilmesidir.

Mora Renk Terapilerinin Belirgin 2 Özelliği vardır...

A) MORA Renk Terapisi uygulamalarında renklerin kendisi kullanılmaz. Bunun yerine rengin frekans bilgisi 10 Hz-200 kHz arasındaki frekanslara "çevrilir". Yani renkler de bilgisayara kayıtlı homeopatik frekanslar gibi kullanılmaktadır. Burada MORA teknolojisi devreye girmektedir.

B) MORA Renk Terapisi uygulamalarındaki ikinci farklılık ise renk frekansları vücuda verilirken bir yandan da klasik biorezonans işleminin yapılıyor olmasıdır. Vücuda renk frekansları verildiği sırada vücutta oluşan enerjetik değişiklik üzerinden biorezonans-filtreleme uygulanır. MORA Renk Terapisi renk frekanslarının vücuda çok yüksek amplifikasyonlarda verilmesi ile birlikte vücut frekanslarının filtreleme yapılması yani biorezonansın kombinasyonudur.

C) Renk uygulamaları yaparken frekansın bir milyona kadar güçlendirilmesi etkinliği dramatik olarak artırmaktadır. MORA Renk frekansın amplifikasyonunu yani sinyal gücünü özel bir şekilde artırmaktadır.

Bütünsel tıpta vücudumuzda, meridyenler üzerinde akan ya da çakralar üzerinde girdaplar yapan enerji ağı sağlığımızla ve yaşamımızla birebir ilişkilidir. Enerji akışındaki herhangi bir fiziksel ya da duygusal blokaj kendisini hastalık olarak gösterir. Enerji blokajının en bilinen şekli ağrıdır ve enerji akışındaki blokajlar karşımıza ilk önce “ağrı” olarak çıkar. MORA-Terapi, bağımlılık, kilo kontrolü, alerji ve ağrılar başta olmak üzere 150’den fazla sağlık probleminde kullanılmaktadır. Ağrı tedavileri bu kullanım alanlarının başında gelir.

MORA-Terapi Bir Fizik Tedavi Yöntemi Değildir... MORA-Terapi'de ağrının giderilmesi amacıyla ısı/infrared/ses dalgası ya da elektriksel uyarı kullanılmaz. Dışarıdan bir elektriksel uyaran verilmez; vücudun yaydığı zayıf elektromanyetik frekanslar ters çevrilerek vücuda iade edilir. Kullanılan şey, vücudun kendi frekans bilgisidir.

MORA-Terapi'de amaç, ağrı bölgesindeki enerjetik blokajı çözmektir. Bu amaçla ağrıyan yer üzerinden alınan frekanslar ters çevrilir ve vücuda iade edilir. Bu işlemle ağrının yok olmasını sadece semptomun ortadan kalkması olarak algılamamak gerekir. Yapılan işlem vücudun enerji dengesi açısından çok önemlidir. Özellikle kronik problemlerde kullanılmaktadır.

Hangi Durumlar İçindir... Yöntem akut problemlerde iyileşmeyi hızlandırmak ve ağrıyı azaltmak için kullanılabilir; ama MORA-Terapi'nin en değerli tarafı kronik vücut ağrıları çekenlerde uzun süreli, kalıcı ağrının ortadan kalkmasına neden olmasıdır..

Ağrı problemi ile başvuran bir kişide de tüm MORA-Terapi uygulamalarında olduğu gibi ilk önce detaylı bir görüşme, değerlendirme yapılmalıdır. Ağrının altta yatan probleme dikkat çeken bir semptom olduğunu akılda tutmak gerekir. Ağrının sebebi olabilecek enerjetik ve fiziksel sebep anlaşılmaya çalışılmalıdır. Tamamlayıcı tıp açısından ağrı, o bölgedeki enerji blokajının göstergesidir ve MORA-Terapi etkinliği de o bölgedeki enerji akışının normalleştirilmesi üzerine kuruludur. Yapılacak ilk değerlendirmede klasik hekimlik pratiği ile birlikte bu bakış açısı da kullanılır. Ağrının tipinden bağımsız olarak, uygulamalar bazı kişilerde diğerlerine göre çok daha etkili olmaktadır. Terapi etkinliğinde kişinin biorezonansa yatkınlığı ağrının tipinden daha önemlidir.

Kas İskelet Sitemi Ağrıları... MORA-Terapi, bazı ağrı tiplerinde özellikle önerilir. Kas iskelet sistemi ağrıları en çok kullanılan ağrı grubudur. Travmalar ya da akut/kronik omurga problemleri, bel/boyun ağrıları ya da diğer kas iskelet sistemi ağrılarında ve benzer problemlerde kullanılabilir. Akut bel ağrısında da kullanılmalıdır.

Sebepsiz Vücut Ağrıları... Klasik hekimlik yaklaşımlarıyla net bir sebep bulunamayan ya da bir yorum yapılamayan ve standart tedavilerle geçirilemeyen birçok vücut ağrısında MORA-Terapi kullanılabilir. Yaşlılık ağrıları da bu gruptadır. Yaşlılıkta MORA-Terapi, ağrı dışında kişinin hayat kalitesinde birçok yönden iyileşme yaratabilir.

Ameliyatlar... Geçirilmiş ameliyatlardan kalan ağrılarda da MORA-Terapi kullanılabilir. Bütünsel tıp bakış açısından ameliyatlar enerji meridyenleri üzerinde blokajlara ve farklı sağlık problemlerine yol açabilirler ve ameliyat izleri üzerinde yapılacak biorezonans uygulaması birbiriyle bağlantısız gibi duran birçok problemde iyileşme yaratabilir.

Bütünsel tıpta vücudumuzda, meridyenler üzerinde akan ya da çakralar üzerinde yoğunlaşan bir enerji ağı olduğu düşünülür; enerji akışındaki blokajlar ise hastalık olarak karşımıza çıkar. Bu bakış açısında, enerji blokajlarını çözmeyi başardığımız anda ise tüm yaşamımız değişir.

MORA-Terapi vücut üzerinden alınan frekanslar üzerinden kullanıldığında, yani vücut üzerinde gezdirilen bir elektrot yardımıyla uygulandığında meridyenler üzerindeki olası blokajları çözmek amaçlı olarak kullanılır. Bununla birlikte, MORA-Terapi ile yapılan tüm uygulamaların aslında detoks temelli olduğunu bilmek gerekir. Detoks-temizlenme, hem maddesel hem de enerjetik yollarla olmaktadır.

MORA-Terapi, adı konulmuş bir sağlık problemi olsun ya da olmasın herkes için önerilir. Detoks ihtiyacı kendisini genel bir dengesizlik hali, birbiriyle ilişkisiz gibi görünen farklı sağlık problemleri, kronik hastalık eğilimleri, kronik yorgunluk ve alerjilerle gösterebilir.

Hastalıklar... MORA-Terapi akut (yeni ortaya çıkmış) ve kronik hastalıklarda (uzun süredir olan ya da sürekli) diğer terapileri destekleyici olarak kullanılabilir. Her durumda ya da her hastalıkta yapılan işlem benzerdir; MORA-Terapi vücuttan alınan zayıf elektromanyetik titreşimler üzerinden yapılan frekans filtrelenmesi ile gerçekleştirilen enerjetik bir müdahaledir. Ancak uygulama, sağlık probleminin tipine göre özelleştirilmektedir. MORA-Terapi'nin en uygun şekilde nasıl kullanılacağı tamamen durumunuza özeldir.

Klasik Tıp Doktoru Franz Morel ve Elektronik Mühendisi Eric Rasche’nin ortaklaşa icat ettikleri bir yöntem ve cihazlar olan Mora Terapi Biorezonans yöntemi 1976 yılında Almanya’dan çıkmıştır.

Türkiye’de 2006 yılından bu tarafa EDT Sağlık Hizmetleri bünyesi altında çalışmalarını sürdürmektedir.

MORA-Terapi diyet yapamamanıza ya da kilo verememenize sebep olabilen birçok problemi ortadan kaldırmak için kullanılabilir.

Karbohidratlara dayanamama hali… Karbonhidrat grubuna karşı (örneğin unlu ürünler, ekmek, hamburger, pasta, börek gibi gıdalar, şeker ya da çikolata) düşkünlük varsa bu durumda bu gıdalar üzerinden yapılan bir iştah kesme işlemi uygulanır. Alerji ve bağımlılık tedavilerine benzer bir mantıkla kilo yapıcı gıdalara karşı işlem yapılır.

Duygusal Denge... MORA-Terapi’de kullanılan biorezonans yöntemi ve beraberindeki Renk Terapisi uygulamaları kişinin duygusal durumu üzerinde belirgin bir etki yaratır. Buna ek olarak psikolojik dönüşüme yardımcı olmak amacıyla elektrohomeopati çerçevesinde Bach Çiçekleri ya da metabolizma üzerinde etkili olabilecek diğer homeopatik frekans grupları da kullanılır.

Metabolizma... Mora Renk Terapi modülü, biorezonansın en yeni ve en etkili formudur. MORA-Renk Terapisi uygulamalarında kişi herhangi bir renk görmez; ancak rengin homeopatik frekans bilgisi kullanılır. MORA-Renk Terapisinin kilo programındaki etkileri gözle görülür şekilde belirgindir. Tüm diğer tedavilere göre hasta üzerindeki etkileri çok olumlu yönde gerçekleşmektedir.

Kilo tedavileri kişilere sağlıklı yeme alışkanlığı geliştirmek ve bağırsak florasını temizlemek amacıyla yaptığımız terapilerden sonra, deneyimlerimize dayanarak geliştirilmiştir. Kilo terapilerimiz MORA-Terapi kullanımında amaç:

- Kişinin düşkün olduğu gıdalara karşı (şeker, çikolata, ekmek, pilav, makarna vb) isteksizlik yaratmak,
- Psikolojik sakinlik ve rahatlık halini sağlamak,
- Metabolizmadaki yavaşlamaya yol açabilen enerjetik problemleri ortadan kaldırmak.
-Hormonal dengeyi sağlamak.

Karbonhidrata Dayanamayanlar: Birçok kişide unlu gıdalara; karbohidratlara karşı düşkünlük vardır ve bu kişiler için diyet yapmak çok zor, hatta bazen imkansız olmaktadır. Bu düşkünlük hali aynı sigara bağımlılığında olduğu gibi giderilebilmekte ve kişinin bu gıdalara karşı kayıtsızlaşması sağlanabilmektedir.

Junk Food Bağımlıları: Junk Food tabiri hem kalorisi yüksek, besleyiciliği az olan ve hem de bağımlılık yapan yiyecekleri tanımlamaktadır. Abur cuburlar; şekerlemeler, çikolatalar, cips ya da fast food ürünleri için kullanılan tabirdir. Bağımlılık yaratırlar ve diyetten kolayca çıkarılabilmesi için MORA-Terapi kullanılır.

Çikolata ya da Tatlılara Düşkünlük: Mora-Terapi ile kolayca giderilebilir. Hatta bunun için tek seans genellikle yeterli olmaktadır.

Psikolojik Yeme Davranışı: Zayıflama programlarının işe yaraması ve kalıcı olmasında en önemli şey kişinin diyet haline psikolojik uyumunun sağlanabilmesidir. Bu yüzden de MORA-Terapi'nin kişinin psikolojik hali üzerinde yarattığı değişim çok önemlidir. Her MORA seansı ve özellikle MORA Renk Terapisi uygulamaları kişinin üzerinde belirgin bir sakinlik ve psikolojik rahatlama hali yaratır.

Metabolizma Problemleri: MORA Terapi ile yapılan uygulama enerji sistemini dengelemeye yöneliktir. Bu uygulama ile normal çalışan bir metabolizmayı hızlı çalışır hale getirmek mümkün değildir; ancak anormal olan ve anormalliğin aşırı uçlarda olduğu durumları normalleştirmenin mümkün olabildiğini bilmekteyiz. Dengesizliğin giderilmesi amaçlı çeşitli farklı MORA uygulamaları yapılabilir, ancak gördüğümüz en etkili sonuçlar MORA Renk Terapi uygulaması ile olmaktadır.

Mora Terapi seansları sırasında kişinin cihaz el elektrotlarını tutması, ayak elektrotları üzerine basması istenir. Böylelikle avuç içleri ve ayak altlarında olan akupunktur noktaları üzerinden meridyenlerden geçen frekans bilgisi toplanır. Ek olarak kafa, göbek-ense ve başka elektrotlarda kullanılır genelde. Cihazın giriş kupalarına cihaza frekans bilgisi gönderilecek maddeler, çıkış kupasına da yükleme yapılacak sıvı ve çip koyulur. Cihaz çalıştırılarak 30 ile 75 dak arası tedavi frekanslarına tabi tutulur.

Uygulama lokal bölgelere yapılacaksa, lokal vücut bölgesi üzerinde uygun elektrotlar terapist tarafından gezdirilerek o bölgedeki bloklanmış veya bozuk frekans bilgisinin temizliği sağlanır.

Bütünsel tıp bakış açısından düşünüldüğünde insanın enerji sistemi meridyenler üzerinden akan, akupunktur noktaları ya da çakralar üzerinde girdaplar yapan bir enerji denizidir. Bu enerji akışındaki blokajlar ya da durgunluklar kendilerini psikolojik sıkıntılar ve fiziksel hastalıklar olarak gösterir.

MORA-Terapi'nin köken aldığı bütünsel tıp akımına göre insan doğasını;

- Fiziksel
- Zihinsel
- Enerjetik olarak adlandırabileceğimiz üç parçaya ayırabiliriz.

Tam Bir Denge Hali için... Kişinin tam bir iyilik halinde olabilmesi için bu sadece fiziksel yapının değil, zihinsel ve enerjetik yapının da denge halinde bulunması gerektiğini biliyoruz. Tecrübemiz, bahsettiğimiz bu üç yapının da birbirini etkilediği yönünde...

Şimdiye kadar, hipnoz ya da NLP gibi tekniklerle kişinin zihin yapılanması değiştirildiğinde problemli duyguların ortadan kalkabileceği gibi, fiziksel semptomların da ortadan kalkabileceğini biliyorduk. Psikolojik durumun fiziksel bedenden ayrılmasının doğru olmadığını ve psikolojik problemlerin kişinin sağlığını fiziksel olarak bozabildiğini de gözlemliyorduk.

Enerji Beden... Biorezonans terapilerinde en son geldiğimiz noktada ise artık kişinin enerjetik durumunun hem fiziksel bedeni hem de zihinsel dengeyi etkilediğini biliyoruz.

MORA-Terapi uygulamalarından edindiğimiz tecrübeler özellikle yüksek anksiyeteli-bunaltılı-sıkıntılı durumlarda ve panik atak eğilimlerinde faydalı olduğu; ama kişinin özelliklerine göre birçok farklı ruh hali için de kullanılabileceği yönündedir. MORA-Terapi hafif psikolojik problemler ya da ruhsal dengesizlik durumlarında sıklıkla kullanılır.

Bir diğer taraftan MORA-Terapi uygulamaları psikiyatristler tarafından ve ağır psikiyatrik sorunlar için de enerji sistemini dengeleyici ve diğer tedavileri destekleyici olarak kullanılabilir.

Herkes için MORA-Terapi... MORA-Terapi ile yapılan işlemin enerjetik dengeleme olduğunu ve uygulamaların psikolojik bir problem olsun olmasın herkes için bir dengelilik hali yaratabileceğini bilmek gerekir.

Renk Terapisi ve özellikle Bach Çiçekleri’ni yıllardır süren, artık kişisel özellik olarak algılanan ve kanıksanan birçok duygu hali için öneriliyor.

Psikolojik destek programında biorezonans uygulaması yanında MORA Renk Terapisi, Bach Çiçekleri Tedavisi ve homeopatik damlaları kullanıyoruz. Kişilerin Bach Çiçekleri ile ilgili olarak doldurduğu form üzerinden ilk görüşmeyi yapıyoruz. Görüşmemizde kişinin işine yarayacağını düşündüğümüz rengi ve uygun Bach Çiçeği'ni seçiyoruz. Uygulamaları kişilerle yaptığımız görüşmeye göre şekillendiriyoruz.

Daha detaylı bilgi için Mora kullanıcı merkezlerle bağlantıya geçebilirsiniz.

MORA Terapi uygulamalarından edindiğimiz tecrübe şekerli gıdaların da bağımlılık benzeri bir durum yarattığı yönündedir. Şeker, tatlı üzerinden yaptığımız uygulamalarda MORA-Terapi’nin etkisiz kalması durumu ile şimdiye kadar hiç karşılaşmamış olduğumuzu bildirmek isteriz. Tatlı yeme ihtiyacı dramatik bir şekilde ortadan kalkmaktadır. Bunun sebebi beyaz şekerin vücudumuz için toksik olması ve çoğumuzun şekerle az ya da çok bir bağımlılık ilişkisi kurmuş olmamız olabilir.

Basit karbohidratlar için de geçerli… Eğer kişide basit karbonhidratlara: (Beyaz ekmek, makarna, pasta-börek…) düşkünlük varsa tecrübemiz bu durumun da MORA-Terapi ile giderilebildiği yönündedir. Kilolu insanların çoğunda da unlu gıdalara düşkünlük hali belirgindir.

Her madde çevresinde maddenin atomik yapısından kaynaklanan bir elektromanyetik alan yaratır. Her madde çevresine ancak deneysel ortamda ölçülebilen çok zayıf frekanslar yayar. MORA-Terapi bu frekansların kullanıldığı bir bütünsel tıp yöntemidir.

Vücuttaki frekansı silmek… MORA-Terapi yönteminde vücut için toksik ya da alerjik olan madde frekansları 180 derece ters çevrilerek, yani ayna görüntüleri yaratılarak kullanılır. Bir başka deyişle; bu şekildeki kullanımda cihaz içine toksik maddenin kendisi konulur ve bu maddenin yaydığı frekans tam ters çevrilerek vücuda verilir.

Vücuttaki Enerjiyi Filtrelemek… MORA-Terapi’nin etkinliğini anlayabilmek için vücudumuzdaki enerji yapısını ve enerji dolaşımını anlamak gerekir. Enerji meridyenleri ya da çakralar olarak adlandırabileceğimiz enerji yolları da vücut üzerinde frekansların aktığı kanallardır. Bu durumda vücut üzerindeki frekanslar üzerinde yapılacak filtreleme de olası enerji blokajlarını çözerek bize başka hiçbir şekilde bulamayacağımız bir fayda sağlar.

MORA-Terapi vücut üzerinden alınan frekanslarda filtreleme yapmak ve 180 derece çevirmek suretiyle birçok sağlık probleminde destekleyici olarak kullanılabilmektedir.

Biorezonans tekniği 50 yıla yakın bir süredir kullanılmaktadır. Şimdiye kadar yapılmış çalışmaların ortak özelliği herhangi bir yan etkinin bulunmamış olmasıdır.

MORA-Terapi sadece bir problemin varlığında çalışabilir. Mekanizma anormal olanı dengelemek üzerine kuruludur ancak normal bir durum anormal hale getirilememektedir.

50 yıla yakın zamanda oluşmuş olan bilgi birikimden öğrenilen en önemli şey, uygulamalarda vücutta anormal olarak tanımlanabilecek bir değişikliğin mümkün olmadığıdır. Mekanizmayı düşünecek olursak, vücudun enerji sistemi ile kullanılan madde arasında normalin dışında bir ilişki varsa (bağımlılık, alerji ya da toksik maddenin sistemdeki mevcudiyeti gibi) rezonans (iletişime geçme/birbirini görme) oluşur, yoksa sistem kapalıdır, yapılan frekans yayını sistem tarafından görülmez ve iyi ya da kötü hiçbir değişiklik olmaz.

İyi bir örnek olması açısından karbonhidrat bağımlılığı üzerine yapılan uygulamalardan örnek verilebilir. Kişide şeker ve karbonhidratlara karşı bir bağımlılık durumu varsa uygulamada bu bağımlılık hali ortadan kaldırılabilir. Ancak bu kişide (ya da bağımlılık hali olmayan başka bir kişide) kişiyi karbonhidrat yiyemez hale getirmek mümkün değildir. Yani biorezonans sistemi ancak bir anormallik olduğunda ve anormallik devam ettiği müddetçe yanıt vermektedir. Kişinin karbonhidratlara bağımlı olması anormaldir ancak karbonhidrat yemesi normaldir.

Başka bir örnek olması açısından metabolizması normal çalışan bir kişiyi zayıflama amacıyla metabolizması anormal hızlı çalışıyor hale getirmek de mümkün değildir. MORA-Terapi sadece problemin varlığında işe yarar, normal olan değiştirilemez; ancak anormal düzeyde düşük hızda çalışan bir metabolizmanın normalleşmesi mümkün olabilir. Sistemin çalışabilmesi için problemin varlığı gereklidir. Ancak vücutta nerede ve nasıl bir düzelme olacağının kararı çoğunlukla da bizim elimizde değildir; neyin normalleşeceğinin kararını bünyenin kendisi verir.

Hamilelikte, Kalp Pili kullanımında, organ nakli olan kişilerde Mora Terapi kullanılmaz. Bunun dışındaki her durumda koşulları ve terapi şekillerini doğru tespit ettikten sonra ve kişinin terapi öncesi ve sonrası verilen talimatlara uyması koşuluyla rahatlıkla kullanılabilir.