KRONİK TOKSİSİTE İÇİN DETOKSİFİKASYON SÜREÇLERİNDE BİOREZONANSIN ETKİSİ
Hazırlayan: Dilşad Çelebi, Dr. İlyas Yazıcı
Dünya genelinde hava, su ve gıda kirliliğinin artması, toksisiteyi içeren ve çoğu zaman karmaşık olan birçok sendromun yaygınlaşmasına katkıda bulunmuştur. Bu durum, klinik uygulamalarda etkili detoksifikasyon protokollerinin kullanılmasını gerekli kılmaktadır.
Bununla birlikte, karmaşık hastalıklarda detoksifikasyon süreci her zaman tatmin edici sonuçlar vermemektedir. Toksik, çoklu sistem sendromlarından mustarip birçok hasta; ağrı, cilt bozuklukları, vücuttaki enflamasyon artışı yanı sıra gelen kronik rahatsızlıklar ve kronik stres bozukluğu dahil pek çok duygu durum bozukluğu ile mücadele etmektedir. Vücudu hazırlamadan direkt başlanılan detoksifikasyon süreçleri kimi zaman yan etkilere neden olmaktadır. Çoğu zaman bu durum, nörohormonal düzensizlikler, östrojen benzeri maddelerin hormon işlevlerini bozması ve hormonal mesajlaşma sisteminin karışması sonucunda oluşan oksidatif stresle ilişkilendirilmektedir.
Vücudun iç düzenleme ve iletişim sistemi; hormonları, nörotransmiterleri, hormon benzeri molekülleri ve biyofotonları içerir. Bu sistem, vücudun bağımlılık, travma, stres veya oksidatif (toksik) hasarlardan sonra kendisini ne kadar etkili biçimde dengeleyip onarabildiğini belirler.
Stanford Üniversitesinde hücresel biyolog olarak görev yapan Bruce Lipton, PhD'nin bildirdiğine göre, hücreler arasındaki iletişim, rezonans özgüllüğü ilkesiyle düzenlenmektedir. Hücre zarları sinyalleri tarar ve bunları elektromanyetik olaylara dönüştürür. Bu süreçte hücrelerin çift katmanlı lipid yapısında bulunan proteinler, belirli titreşimlere veya rezonans frekanslarına yanıt olarak biçim değiştirir.
Vücudun işlevsel organ zayıflıklarını ele alan ve nörohormonal sistemi dengeleyen yeni, çok yönlü detoksifikasyon yaklaşımları, insan bedeninin uygun ve etkili biçimde detoksifiye edilmesine yardımcı olabilir.
Tüm detoksifikasyon yollarının, toksinlerin böbreklere yönelmesi yerine safra yolları aracılığıyla güvenli biçimde atılmasını destekleyen, kolayca özümlenebilir yardımcı faktörler, öncül besinler ve fitokimyasallarla desteklenmesi gerekmektedir. Cilt bozuklukları ve segmental ağrılar, toksinlerin böbreklere yönelmesiyle ilişkilendirilmektedir.
Güçlü bir detoksifikasyon programında veya bağımlılık yapan maddelerin kesilmesi sırasında zayıf fizyolojinin güçlendirilmesi ve vücudun boşaltım kanallarının açılması önemlidir.
1999 Nobel Ödülü sahibi Dr. Günter Blobel'e atfedilen açıklamaya göre, her protein, hücre içinde doğru konumuna yerleşmesini sağlayan bilgiyi kendi yapısında taşır. Hücre zarının lipid çift tabakalı yapısı sıvı kristallere benzer özellikler gösterir ve rezonanstaki değişimlere tepki verebilir.
Hücre dışı matriksin kristal yapısıyla rezonans oluşturabilen formülasyonların, hücresel düzeyde besin alımını artırmak için gerekli biyorezonansları destekleyebileceği öne sürülmektedir.
Detoksifikasyon protokollerinde, birden fazla organı ve meridyen sistemini desteklemek önemlidir.
Tek yönlü uygulamaların vücudu zorlayarak kriz benzeri belirtiler oluşturabileceği; detoksifikasyon ölçütleriyle yönlendirilen çok yönlü yaklaşımların ise daha dengeli bir süreç sağlayabileceği ileri sürülmektedir.
Organ ve meridyenlerin desteklenmesiyle, daha sağlıklı organların birikmiş toksinleri daha iyi boşaltabilir.
Ayrıca, böylece hücresel atomik ve atom altı süreçleri etkileyerek onarım mekanizmalarını destekleyebilir.
Biorezonans uygulamaları vücuttaki toksit madde frekanslarıyla rezonansa girerek bilginin ortadan kaybolmasını sağlayarak vücudun bu maddelerle ilişkili bilgiyi serbest bırakmasını teşvik edebilir. Ayrıca Biorezonans uygulamalarında başta lenfatik sistem olmak üzere yanı sıra tüm organ ve meridyen sistemleri bütüncül olarak desteklenmekte dolayısıyla detoksifikasyon için gerekli olan organ ve sistemlerin dengeli ve sağlıklı işlev göstermelerini desteklenebilmektedir. Tabi ki yanı sıra dışarıdan detoksifikasyonu destekleyen veya vücutta antioksidan kapasiteyi arttıran takviyelerin kullanımı da mutlaka önerilir. Bu detoksifikasyonun daha sağlıklı, vücuda zarar vermeden, rahat bir şekilde gerçekleşmesini garantiler. Detoksifikasyon süreçlerinde kişilerin bol su tüketmeleri ve özellikle terlemeyi arttırıcı faaliyetler yapmaları da bir o kadar önemlidir.
Detoksifikasyonda Enerji Sistemi ve Fiziksel Beden Arasındaki İlişki;
Hücre dışı matriksin kristal yapılarını ve hücre zarları bedenin düzenleyici sistemi olarak işlev görmektedir. Bu sistem başta enerji sistemi olmak üzere birçok sistemin kesiştiği ve fiziksel bedenle etkileşime girdiği bir alandır. Hücrelere giren ve çıkan etkin maddeler, sinir uçlarıyla etkileşime girer. Bu etkileşimler sırasında oluşan ince elektriksel, kimyasal ve iyonik değişimler, hücre dışı matriks boyunca uzanan karmaşık bir biyolojik iletişim ağı oluştururlar. Bu ağ, nörohormonal sistem ve meridyen akupunktur sistemiyle etkileşim halindedir. Fazla toksisite bu iletişim ağının aşırı yüklenmesine neden olabilir. Enerji kanalları tıkandığında kişilerin strese karşı dayanıklılığı azalır ve enerji düzeyleri düşük seviyede seyreder.
Ayrıca, gastrointestinal sistemden gelen atık birikimler lenfatik sistemde durgunluğa neden olabilir. Lenfatik sistem tıkandığında meridyen enerjileri yanlış yönlendirilmiş ve tutarsız yollar boyunda dağılabilmektedir. Biorezonans uygulamaları lenfatik sistemi rahatlattığı, tıkanıklıkları açtığı gibi, organ meridyen sistemlerini de destekleyerek bu kanallardaki akışı yeniden doğru bir şekilde yönlendirebilir. Lenfatik sistemin de temizlenmesine ve genel enerji akışının iyileşmesine neden olabilir.
Biorezonans uygulamalarında kullanılan kimi homeopatik remedy resonans frekansları da vücudun bozulmuş enerji örüntülerinin yeniden düzenlenmesine ek katkılar sağlar.
Unutulmamalıdır ki, lenfatik sitem vücuttaki inflamasyon, bağışıklık savunması ve temel yaşamsal işlevlerle iç içedir. Bu nedenle lenfatik sistemi detoksifikasyon sırasında destekleyici her türlü uygulama önemlidir.
Sonuç olarak, Biorezonans uygulamalarındaki bütüncül yaklaşım, enerji beden üzerindeki etkilerin, kronik detoksifikasyon süreçlerinde fiziksel iyilik halini her açıdan desteklemekte, ek verilen ve detoks süreçlerini rahatlatan takviyeler, vücudun hidrasyonu ve idrar, dışkı ve ter yoluyla toksik maddelerin hızlı atılımlarının sağlanması da yöntemi uygularken kişileri oluşabilecek yan etkilerden maksimum düzeyde korumaktadır.
KAYNAKLAR:
- Bruce Lipton ve Günter Blobel’in çalışmaları
- Townsend Letter for Doctors & Patienets Dergisi
- Paul Ynick, PhD’nin Quantum Medicine’daki Makalesi
Türkçe
English