|
|
|
Evrenin titreşimleri “hayat” denen fenomenin sebebidir. Beraberinde sağlık ve
hastalık getirir. |
İnsanoğlu sonsuz derecede büyük ancak aynı zamanda sonsuz derecede de küçük
elektro-manyetik titreşimlerin içiçe gömülü olduğu veya daha doğru söylemek
gerekirse birleşik bir sistemdir. Osilasyonlar sadece evrenden, kendi güneş
sistemimizden, veya kendi küçük galaksimiz veya uzaktaki daha büyük
galaksilerden gelmez, aynı zamanda organ ve dokular, hücreler, moleküller ve
atomlar gibi hassas bölgelerden ve hatta proton ve elektronların atomaltı
düzeyinden de gelebilir. Frekansları düşük osilasyonlar, 1Hz'ten (1 c.p.s.)
düşük (Hz: Hertz = dakikadaki osilasyon sayısı) ve bin (kilo-), milyon (mega-),
milyar (giga-) seviyelerindeki çok hızlı hareket eden titreşimler vardır. İnsan,
bu engin spektrumdaki osilasyonlar içerisinde hayatını sürdürmektedir ancak,
herhalde bunlar olmadan yaşaması imkansızdı. Elektro-manyetik osilasyonlar
olmaksızın yaşam tasavvur edilemezdi. Louis-Claude Vincent [1] osilasyonları,
yaşamın doğası içindeki "deus ex machina", yani, fiziksel anlamda hayat olarak
tanımlamıştır.
Osilasyonlar sadece evrenden, kendi güneş sistemimizden, veya kendi küçük
galaksimiz veya uzaktaki daha büyük galaksilerden gelmez, aynı zamanda organ ve
dokular, hücreler, moleküller ve atomlar gibi hassas bölgelerden ve hatta proton
ve elektronların atomaltı düzeyinden de gelebilir. Frekansları düşük
osilasyonlar, 1Hz'ten (1 c.p.s.) düşük (Hz: Hertz = dakikadaki osilasyon sayısı)
ve bin (kilo-), milyon (mega-), milyar (giga-) seviyelerindeki çok hızlı hareket
eden titreşimler vardır. İnsan, bu engin spektrumdaki osilasyonlar içerisinde
hayatını sürdürmektedir ancak, herhalde bunlar olmadan yaşaması imkansızdı.
Elektro-manyetik osilasyonlar olmaksızın yaşam tasavvur edilemezdi. Louis-Claude
Vincent [1] osilasyonları, yaşamın doğası içindeki "deus ex machina", yani,
fiziksel anlamda hayat olarak tanımlamıştır.
Osilasyonlar sadece evrenden, kendi güneş sistemimizden, veya kendi küçük
galaksimiz veya uzaktaki daha büyük galaksilerden gelmez, aynı zamanda organ ve
dokular, hücreler, moleküller ve atomlar gibi hassas bölgelerden ve hatta proton
ve elektronların atomaltı düzeyinden de gelebilir. Frekansları düşük
osilasyonlar, 1Hz'ten (1 c.p.s.) düşük (Hz: Hertz = dakikadaki osilasyon sayısı)
ve bin (kilo-), milyon (mega-), milyar (giga-) seviyelerindeki çok hızlı hareket
eden titreşimler vardır. İnsan, bu engin spektrumdaki osilasyonlar içerisinde
hayatını sürdürmektedir ancak, herhalde bunlar olmadan yaşaması imkansızdı.
Elektro-manyetik osilasyonlar olmaksızın yaşam tasavvur edilemezdi. Louis-Claude
Vincent [1] osilasyonları, yaşamın doğası içindeki "deus ex machina", yani,
fiziksel anlamda hayat olarak tanımlamıştır.
Ancak yukarıda anlatılan kendini düzenleyen mekanizma bozulduğunda hastalık
kendini gösterir. Hastalık, patolojik osilasyonların uzun süre devam etmesiyle
patolojik fenomenleri veya tepkimeleri tetikleyen durum olarak tanımlanabilir.
Bu titreşimlerin elektro-manyetik olduğu çalışmalarım sayesinde kanıtlanmıştır.
Bu çalışmalardan diğer konularla birlikte ileriki bölümlerde bahsedilecektir.
Hastanın vücudu içinde varolan bu osilasyonların tedavi amaçlı kullanımı tamamen
yepyeni bir fikirdi. Fizik, matematik, elektrik ve elektronikte bilindiği gibi,
mevcut bir osilasyon, kendisiyle karşı tepkimeye girecek aynı boyutta ve
frekansta bir karşı osilasyonla karşılaştığında dengelenerek ofset ya da
nötralize olabilir veya yok olabilir. Bunu yaparken dört boyutun hesaba
katılması gerekir: uzunluk, genişlik, yükseklik ve zaman. Başka bir deyişle,
osilasyon ve karşı osilasyonun aynı dalga boyunda ve eşit güçte olması,
özellikle eşit olarak hizaya gelmesi ve aynı anda meydana gelmesi gerekir.
Böylesi bir işlem, yani titreşimlerin ortadan kaldırılması (blotting out) MORA
terapisinde meydana gelir. Amaç, hastanın bünyesinde bulunan patolojik
elektromanyetik osilasyonların yok edilerek durumunun daha iyi olmasını sağlamak
ve iyileşmeyi mümkün kılmaktır. Patolojik osilasyonları tamamen yok etmek mümkün
olursa, vücudun kendini iyileştirme mekanizmaları engellenmeden tüm güçlerini
ortaya koyabilirler. Bu, tedaviden önce mümkün değildi çünkü, tam da bu
patolojik osilasyonların varlığıyla engellenmiş veya ket vurulmuş haldeydiler.
İyileşme, vücudun aktif bir başarısıdır. Kimyasal ilaçlar çoğunlukla iyileşmeye
neden olmaz. İlacın faydaları çoktur ve bazı durumlarda kullanılması
gerekmektedir, ancak sadece doğanın kendisi iyileştirebilir. Bedenimizin içi de
dahil olmak üzere her yerde etkisini gösteren doğanın güçlerinin bozulan bir
dengeyi yeniden sağlama eğilimi vardır. Dürüst olmak gerekirse, biz doktorların
kabul etmesi gereken, iyileşme sürecinde etkimizin aslında çok az düzeyde
olduğudur. Büyük olasılıkla bunun nedeni Tanrı'nın harika doğasına gereken
saygıyı veya dikkati göstermiyor olmamızdır. Doğanın işlemesine izin vermek ve
bunu desteklemek yerine daha çok doğayı kontrol etme ve değiştirme isteğindeyiz.
Belki de sırf bu yüzden, organ ve dokuların bloke edilmesine neden olan,
çalışmalarını daha önce olmadığı şekilde tetikleyen, acı/ağrı vermelerini
engelleyen veya zorla çalıştıran, gereğinden fazla ilaç yazıyoruz.
Zorlama, günümüz tıbbının fazlasıyla benimsediği bir yaklaşım. Patolojik
semptomlar bastırılmaktadır; kalp zorla düzenli atmaya, ülser rahatsızlık
vermesin diye mide daha az asit üretmeye, su dokulardan çıkarılmaya, kanser
hücreleri yok olmaya, ateş düşürülmeye zorlanmaktadır. İsteyen biri, tıpta
zorlama hakkında koca bir kitap yazabilir. Hastalığa neden olan unsurun doğası,
gözlemlenmesi ve ortadan kaldırılması gözardı edilmektedir.
Ancak, zorlamanın ne zaman faydası olmuştur? Bir kez olsun bir problemi uzun
vadede çözüme kavuşturmuş mudur?
Zorlama baskıdır. Baskı, ne zaman amaçlananı başarmamıza izin vermiştir? Böyle
bir olasılık var mıdır? Her neyse, amacım politik konulara girmek değil.
Tıpta, zorlama uygulamaları epey kabul görür. Çoğunlukla, bu yöntemi kullananlar
yaptıklarını iyi niyetle ve yardım etmek, rahatlatmak ve tedavi etmek amacıyla
yapar. Ettikleri Hipokrat Yeminini içtenlikle ciddiye alırlar. Bana göre en iyi
doktor en az "müdahele" eden, en az zorlama yapan, bu yöntemleri son çare olarak
kullanan ve en önemlisi, hastanın vücudundaki zararlı, bloke edici, engellenmiş,
rahatsız edici veya yokedici herşeyi ortadan kaldırmaya azmedendir. Şimdi
konumuza geri dönüyoruz; bedenin, daha doğrusu hastanın kendine ait
osilasyonları ile tedavi.
MORA Terapisi patolojik osilasyonları yok eder. Bunun anlamı, olaylar zincirinde
elektro-manyetik osilasyonlar biyokimyasal değişikliklerin önünde geldiğinden,
terapi süresince hastalığın temel nedeni olan engelleyici, bloke edici veya
zarar verici her şeyi ortadan kaldırmasıdır.
Bedenin kendi osilasyonlarıyla yapılan tedavide kullanılan enerjiler ve
uygulanan yoğunluklar hastanınkiyle birebir örtüştüğünden, zor kullanmanın önüne
özel bir şekilde geçilmiş olunmaktadır. Geleneksel terapi ve tanıda kullanıldığı
gibi güçlü elektrik akımları, radyasyon veya manyetik alanlar ile aşırı kuvvetli
uygulamalar yapılmaz (örneğin: kısa dalgalar ve mikrodalgalar, ultrason,
manyetik alan terapileri, testere dişi (saw-tooth) dalgaları (rahatlama
osilasyonları), X-ışını incelemeleri ve radyasyon, elektro-şok tedavisi vs.).
Uygulanan enerjiler açısından MORA Terapisi tamamen fizyolojik alanda
kalmaktadır. Tedavi süresince, ilaç ve radyasyonda olduğu gibi yabancı enerjiler
kullanılmaz, sadece patolojik enerjiler alınır ve yok edilir. Büyük oranda fark
edilir rahatlamanın sadece bu yöntemle olabilmesi akla yatkındır. Bu durum, bir
insanın farkında olmadan sırtında bir çanta taşımasına benzetilebilir. Çanta
birden alındığında insan büyük bir rahatlama hisseder ve artık çantayı
taşımadığından, eskiye göre daha çok enerjisi olur.
Bedeni engelleyici ve rahatsız edici enerji tıkanıklıklarından bu şekilde
arındıran bir terapi, mutlaka başka türde terapilerden önce uygulanmalıdır. Daha
önce anlatıldığı gibi MORA Terapisi, bedenin daha çok enerjiye sahip olmasını
sağladığından, takip eden başka terapiler için daha iyi koşullar sağladığı gibi
bir çok durumda bu ardıl terapileri gereksiz kılar.
MORA Terapisinde ilaç kullanılmaz. Buna rağmen, daha doğrusu bunun sayesinde
doktorun yaratıcılığını gerektiren çok yönlü ve bütün bir terapidir. Günümüzde
yöntem, pek çok terapistin sunduğu tedaviler arasında yerini almıştır.
MORA Terapisi aynı zamanda ilaç kullanımını da azaltır. Bundan herkesin memnun
olması gerekir. Yine de bu terapinin özenle belirtmek istediğim başka bir
özelliği bulunmaktadır. Şikayetlerinin ilaç kullanmadan yok olduğunu, hatta
bundan sonra ilaç kullanma gerekliliği duymadığını gören hastaları, kendi
bedenleri ve sağlıkları ile ilgili daha fazla sorumluluk almaya yöneltebilir.
Bunun gerçekten de herkes tarafından tercih edilmesi gerekir. |
|